Ramazan ayının gelmesiyle birlikte iş dünyasında çalışanlara erzak paketi dağıtmak ve iş ortaklarına iftar davetleri vermek vazgeçilmez bir kurum kültürü olarak öne çıkıyor. Ancak şirketlerin iyi niyetle gerçekleştirdiği bu yardımlar ve harcamalar, beraberinde dikkatle yönetilmesi gereken vergisel yükümlülükler getiriyor.
Mali departmanların ve işverenlerin, Ramazan ayında yapacakları harcamalarda vergi cezalarıyla karşılaşmamaları için gelir vergisi, KDV ve SGK boyutunda mevzuatın çizdiği sınırlara dikkat etmesi şart. İşte şirketleri bekleyen o süreçler:
1. Çalışanlara Dağıtılan Ramazan Erzak Paketleri
Çalışanlara dağıtılan gıda paketleri, vergi mevzuatı gereği iş yerinde verilen normal yemek hizmetinden farklı değerlendiriliyor. Bu yardımların mali tablolara yansıması şu şekilde olmalı:
- Gelir Vergisi Yükümlülüğü: Personele verilen erzaklar, mevzuatta “ayni ücret” (ayın şeklinde verilen ücret) olarak kabul ediliyor. Bu sebeple Ramazan paketleri gelir vergisinden istisna tutulmuyor. Dağıtılan paketin KDV dahil bedelinin, personelin brüt ücretine dahil edilerek üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması zorunlu. İşverenler, gelir vergisine tabi tuttukları bu tutarları daha sonra genel giderleri arasına kaydedebiliyor.
- KDV Uygulaması: Mali idarenin bu konudaki yaklaşımı oldukça katı. Ramazan paketleri vergiden istisna bir menfaat olarak görülmediği için, bedelsiz dağıtılan bu erzakların “personele satılmış gibi” düşünülerek KDV’ye tabi tutulması isteniyor. Firmalar bu ürünleri alırken ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapabiliyor, ancak dağıtım esnasında yeniden KDV hesaplamaları gerekiyor. İş dünyası bu zorluğun aşılması için Ramazan yardımlarına özel bir vergi istisnası düzenlemesi bekliyor.
- SGK Primi Avantajı: Erzak dağıtımının işveren yüzünü güldüren tek tarafı sosyal güvenlik mevzuatında yatıyor. Bu paketler “ayni yardım” statüsünde olduğu için üzerinden herhangi bir SGK prim kesintisi yapılmasına gerek bulunmuyor.
2. Müşteri, Tedarikçi ve İş Ortaklarına Verilen İftar Yemekleri
Şirketlerin ticari ilişkilerini güçlendirmek amacıyla müşterileri, tedarikçileri, avukat veya mali müşavir gibi danışmanları için düzenlediği iftar davetleri, çalışanlara verilen yardımlardan farklı bir vergi rejimine tabi.
- Genel Gider Yazma İmkanı: Ticari faaliyetler kapsamında düzenlenen iftar yemeklerine ait harcamalar “genel gider” olarak defterlere işlenebiliyor ve faturadaki KDV tutarı indirim konusu yapılabiliyor.
- İlliyet Bağı ve Orantılılık Şartı: Bir iftar yemeği faturasının gider yazılabilmesi için Maliye’nin aradığı çok kritik çizgiler var. Harcamanın mutlaka ticari kazancın elde edilmesiyle doğrudan bağlantılı (illiyet bağı) olması gerekiyor. Harcama keyfi olmamalı ve şirket bütçesiyle, işin hacmiyle makul bir orantı taşımalı. Sadece gösteriş amaçlı, ticari gerekçelerle açıklanamayan veya abartılı iftar harcamalarının olası bir vergi incelemesinde eleştiri konusu olabileceği ve reddedilebileceği unutulmamalı.
Özetle; Ramazan ayında kurumsal dayanışmayı ve ticari bağları güçlendiren bu adımlar atılırken, çalışanlara verilen paketlerde maaş bordrolarına yansıtılacak brütleştirme işlemlerinin atlanmaması büyük önem taşıyor. İş ortaklarına verilen yemeklerde ise “ticari makuliyet” sınırından çıkılmaması, firmaları sonradan yaşanabilecek vergisel risklerden koruyacaktır.
Kaynak: T24